Cinsel ilişki sırasında ağrı, acı, yanma, batma gibi olumsuz hislerin yaşanmasına ‘Disparoni’ adı verilir.
Bazı kadınlar bu ağrıyı daha çok genital bölgede basınç, yırtılma veya yanma hissi olarak tarif ederler.
Kadınların yaklaşık %15’i hayatlarının bir döneminde böyle bir ağrıyla karşı karşıya kalırlar. Ancak %1-2’sinde ise ağrı tedavi gerektirecek kadar şiddetlidir.
Ağrılı cinsel ilişki mutlaka tedavi edilmesi gereken cinsel sorunlar arasındadır. Cinsel ilişkide ağrı tedavisi uygun zamanda yapılmadığında çiftler arası ilişkilerde pek çok zorluklara neden olur.
-
Kişinin kendi genital organlarını tanımasını sağlamak,
-
Vajinal kasları kontrol altına almayı,
-
Hakim olmayı zihne öğretmek,
-
Doğru hareketler ile vajinal kasları gevşetmek ve rahatlama sağlamaktır.
Ayna egzersizleriyle hastadan vajinasını incelemesi, vajinasında yer alan yapıları öğrenmesi istenir. Bu sayede kendi cinsel organını tanıması sağlanmaktadır.
Bazen eşin cinselliğe bakış açısı ve cinsel davranış özellikleri de probleme neden olup çözümü zorlaştırabilir. Bu nedenle ilişkideki çatışmalar ve ilişkinin dinamiği gözden geçirilerek partner ilişkisi yeniden yapılandırılır. Çözüme ulaşma süresi ne kadar uzarsa eş ilişkisinin bozulma olasılığı da o kadar artar. Bu nedenle gecikme yaşamadan mümkün olduğunca erken tedavi olmak önemlidir.
Ülkemizde Cinsel Tıp Enstitüsü Vajinismus Bilgi Anketi, Türkiye’de her 10 kadından birinin vajinismus sorunu yaşamakta olduğunu göstermiştir. Vajinismusu olan kadınlar yaş, eğitim, sosyoekonomik ve sosyokültürel durum, kırsal veya kentli olma açısından belirli bir farklılık göstermezler. Bunun nedeni, cinsel eğitimin ve bilgilenmenin bireyin genel eğitim seviyesine göre değil, toplumun ve kültürün diretmeleriyle şekillenmesidir.
Burada yazılanların büyük umutsuzluk içinde olanlara umut verdiğini ve adım atmalarına yardımcı olduğunu bildiğim için yazıyorum bu yazıyı. Biliyorum çünkü ben de büyük umutsuzluk içindeydim, bana da umut oldu ve adım atmama vesile oldu yazılanlar.
Yıllarca nasıl olacağını bilmediğin ama güzel bir duygu olarak duyduğun birleşmenin gerçekleşememesi, katlanarak artan üzüntü, olmayacağına, başaramayacağına dair önyargılar ve sonunda içini kaplayan karanlık.
Erteleyerek evliliğimizde 2,5 yıl geçti. Eşimi çok seviyorum, o da beni çok seviyor ki sabırla bekledi beni, üzüntülerimi o da hissetti. İşinde, sosyal hayatında bir çok şey için mücadele ederken ve başkaları için bir çok fedakarlık yaparken kendini nasıl da bu kadar unutuyor, önemsemiyor insan. Ne ben ne de eşim bunu hak ediyorduk ve sonunda konuyu araştırmaya karar verdim. Burada yazılanların da yardımıyla Dilek Hanımdan randevu aldık. İlk görüşmede bile olacağına olan inancımız yeşerdi, umutlandık. Konu tabu bir konu olduğu için utanmak, gerilmek çok normal. Ama Dilek Hanımın sıcaklığı, sabırla dinleyişleri, doğruları anlatışları, bekleyişleri, verdiği egzersizler sayesinde 4-5 seansta çok büyük yol kat ettik ve sonrasında da yine sabırla deneyerek başardık. Vajinismusta en önemli şey ertelememek ve sabır göstermek bence. Başaracağına olan inancını kaybetmemek. Hem eşim hem de Dilek Hanım hiç bırakmadı elimi. Ama asıl önemli olan ben hiç bırakmadım kendi elimi. Bu sorunla mücadele edenlerin Dilek Hanımın kapısını çalmaları ve özgürlüklerine kavuşmaları dileğiyle.
Not: Ön bilgi almak için telefona zar zor uzanan kişiye Dilek Hanım’ın asistanı Gülşah Hanımın sıcak karşılamasının nasıl iyi geldiğini anlatamam. Kendisine de çok teşekkür ediyorum.
15.06.2021
Kaybolmuş hissediyorum. Karanlık bir odada öylece kalakalmış hissediyorum. Tüm umutlarım içimde bir yerlerde adeta saklanmış adeta kaybolmuş yok olmuş gibi. Elimden tutup bana yolda eşlik eden cesaretim birden elimi bırakmış gitmiş gibi… Yapayalnız hissediyorum. Üstelik çaresiz. Ne ileri gitmeye cesaretim var ne de geri dönüp saklanmaya. Öylece kalakaldım yolun ortasında. Çok korkuyorum öyle çok korkuyorum ki bu duygularım içimden gitmemesinden, hep böyle hissetmekten çok korkuyorum. Uyuyamıyorum, biliyorum ki uyursam tüm bu duygular da uyuyacak içimde bir yerde. Kim bilir belki de umudum sabah olunca saklandığı yerden çıkagelecek cesaretiyle birlikte… Ama gece neden bu kadar uzun? Neden zaman geçmek bilmiyor? Ne çok karanlık var etrafta. Ben şimdi ne yapayım? Öylece kaldım ayakta. Oturayım mı? Durayım mı? Peki bu elim kolum? Onlar ne olacak? Böyle iki yanda dursunlar mı? Yerleri iyi mi? İçimde bir şeyler kırıldı döküldü, bi parçalar koptu gitti içimden. Tamamlamaya çalışıyorum onu. Sanırım bu akşam umudum kırıldı içimden.
24.06.2021
Kendine güven ve yapabileceklerine inan. Her için başı buradan geliyor. Ben bugün kendi sınırlarımı aştım. Yapabileceklerim bu kadar derken ben o sınırı bugün atlattım. O eşikten bir kere geçtim artık geri dönemem.
İlaç da benim beynim hastalık da.
Dünya üzerinde geçirdiğimiz bu kısıtlı zamanı neden kendim için eziyete döndüreyim ki?
Ben yapabilirim, ben başarabilirim.
26.07.2021
Odanın köşesinde, dizlerini karnına çekmiş, çömelerek oturan, etrafa korku dolu gözlerle bakan o küçük kız çocuğunun ellerinden tuttum bugün. Bunca zaman orada öylece beklemiş. Sımsıkı sarılmamışım ona, konuşup aslında korkulacak bir şey olmadığını anlatmamışım. Yıllarca onu o şekilde içimde saklamışım. Bugün o kız çocuğunu odadan dışarı çıkardım. Güçlüklerle, sevgiyle özgürlüğüne bıraktım. Biliyorum artık daha mutluyum. Çünkü bunu hissedebiliyorum. Dünden daha özgünüm. Korkularımı yendim. Tüm bunları, bana bu yolculukta rehberlik eden, motivasyonumu hiç kaybetmemi sağlayan canım Dr. Dilek Öcal sayesinde başardım.
Bunca zaman çevreden duyduğum yanlış bilgiler içimde beslediğim koca bir korku dağına dönüştü. Nasıl ki karanlık bir gecede odada asılı duran bir sabahlığı, beynim eli baltalı azılı bir katil olarak yorumladıysa, vajinismusla cinselliği o şekilde kodladı. Yapmaya çalıştığı tek bir şey vardı. O da beni tehlikelerden korumaktı. Halbuki ortada ne bir tehlike vardı ne de eli baltalı azılı bir katil. Kendime öz şefkatle, hepsini güzel rehberim önderliğinde gösterdim.
Hayatta karşıma çıkan tüm sorunların üstesinden artık nasıl geleceğimi biliyorum.
Ben 4,5 yıldır evliyim. Her geçen gün korkularım daha da büyümüştü. Ama hiç kimse için erken ya da geç diye bir şey yoktur. Tam da şu anda olması gerekiyordu. Tam da benim hayatım için şu anda oldu.
Tüm öğrettikleriniz için size minnettarım. Bundan sonraki yaşamım için daha özgürüm.
Sevgilerle.
