Kategori

Basın Odası

Basın Odası Blog

Ramazanda cinsellik nasıl yaşanmalı?

Ramazanda cinsellik nasıl yaşanmalı? Oruç tutarken cinselliğin sınırı ne olmalı? “Eşlerin birbirlerine sarılmaları, birbirlerini tutkulu olmayan şekilde öpmeleri orucu bozmaz” diyen Cinsel Terapist Dr. Dilek Öcal, ramazanda cinsellik konusuyla ilgili akıllara takılan sorulara yanıt verdi.

 

İnsanın isteklerini engelleyip dünyevi ihtiyaçlarına belli oranda set çekmesi çeşitli medeniyetlerde, dinlerde ve felsefi akımlarda karşımıza çıkan bir eylemdir. Nefsin terbiye edilmesi ile ruhun yüceleşebileceği ve böylece hakikate ulaşılabileceği düşünülerek; az yemek, az içmek, cinsel ilişkiden uzak durmak, kapalı mekanlara çekilmek, az konuşmak ve toplumsal hayattan soyutlanmak gibi bazı yaşantısal öneri ve emirleri de birçok toplumda ortak paydada görebiliriz. İslam dininde de ramazan ayı ibadet için çok önemli bir aydır. Ramazan ayında tanyerinin ağarmasından güneş batımına kadar yiyecek ve içecekten uzak durulur. Amaç kişinin sadece aç ve susuz kalması değil, nefsini terbiye etmesi, Allah rızası için açlığa ve susuzluğa dayanması, varlığa şükretmesi ve durumu olmayan kişileri daha iyi anlamayı amaçlar. Oruç aynı zamanda yalandan, kötü sözden ve kötü düşüncelerden bütünüyle uzak durarak gerçekleştirilen bir ibadettir.

 

Ramazanda cinsel ilişkide bulunmak oruç tutan kişiler tarafından sıklıkla yasak, günah olarak bilinirken, bu konu en çok merak edilen ve sorulan konular arasındadır. Nefsin terbiye edilmesi ve bedensel zevklerden uzak kalınması denildiğinde cinsel anlamda zevk veren eylemlerden de uzak kalınması gerekir. Bu yasak sadece oruç tutulan saatler için geçerlidir. Bu saatler dışında eşler arasında cinsel ilişkide bulunmak, mastürbasyon yapmak yasaklanmamıştır.

İslam inancına göre oruç saatlerinde cinsel ilişkide bulunmak ve mastürbasyon yapmak orucu bozmaktadır. Gece uyurken bilinçsiz olarak boşalmakla ya da cinsel birleşme sonrasında uyuyakalmakla oruç bozulmaz. Din adamlarının önerdiği şekilde gereği yapılarak oruca devam edilebilir. İftardan hemen sonra cinsel ilişki özellikle kalp ve tansiyon hastalarının dikkat etmesi gereken çok önemli bir konudur. Kalp krizi ve beyin kanamalarını arttırma ihtimali olduğundan mide dolu iken cinsel ilişki önerilmez. Gerek manevi duyguların yoğunluğu gerek suçluluk duyguları gerekse oruç nedeniyle uzun saatler boyunca aç kalmanın ardından cinsel isteksizlik ve cinsel performansta azalmalar da görülebilir. Bu durumun geçici olduğu unutulmamalıdır. Eşlerin birbirlerine sarılmaları, birbirlerini tutkulu olmayan şekilde öpmeleri orucu bozmaz.

 

JİNEKOLOJİK MUAYENE ORUCU BOZAR MI?

Yine en çok merak edilen konulardan birisi de oruç tutarken vajinal yoldan jinekolojik muayenenin yapılıp yapılamayacağı konusudur. Oruç tutarken vajinal yoldan tedavi amaçlı muayene olmak orucu bozmaz. Son söz olarak; cinsellik sadece cinsel ilişki ile sınırlı olmayan çok geniş bir kavramdır. Bu nedenle ramazan ayında cinsellikle ilgili akla gelebilecek daha pek çok soru ve konu olabilir. Bunların her birisi için mutlaka uzman hekim ve din adamlarının bilimsel temele dayalı, konunun özünden sapmamış, akılcı görüşleri alınmalıdır.

 

Hürriyet Aile’de yayınlanmıştır. 

Basın Odası Blog

Cinsel İlişki Konusunda Daha Özgüvenli Olun!

Cinsel İlişki kişilerin biyolojik, fizyolojik ve sosyal yönleriyle yaşadıkları bir birleşmedir. Kişilerin hayatın diğer alanlarındaki duruşu çok az değişiklikler gösterse de cinsel hayatta da benzerdir.

Cinsel İlişki Konusunda Daha Özgüvenli Olun!

[toc]

Özgüven; bebeklik ve çocukluk çağlarında, hayatımızın neredeyse her alanında düşüncelerimizi, duygularımızı, seçimlerimizi ve davranışlarımızı etkileyen bir konu. Kişinin kendisini yeterli, değerli, sevilebilir hissetmesi, yürekli ve cesaretli olduğu konusunda olumlu duygular geliştirmesiyle ilgilidir. Bu duygular içinde olan birey hem kendisiyle hem de çevresindekilerle sevgi ve güvene dayalı ilişkiler kurma konusunda başarılıdır. Kendini sevme, kendini tanıma konusunda yetersiz, olumsuz düşünme alışkanlığında olan özgüvensiz kişiler cinsel hayatlarında yeterince tatmin duygusunu yaşayamazlar.

Hangi koşullar yatağa özgüvensiz bir biçimde girmeye neden oluyor?

Cinsellik hakkında yeterince bilgi sahibi olmamak kadar, doğru olduğu sanılan bir sürü yanlış bilgi de kişilerin yatağa özgüvensiz girmelerine neden olur. Kadın ve erkek bedenini yeterince tanımayan, kendisinin ve partnerinin ihtiyaçlarını tam olarak bilemeyen, bunları utanma duygusu nedeniyle soramayan ya da kendi ihtiyaçlarını söyleyemeyen kişiler, kendileri cinsel doyuma ulaşamadıkları gibi partnerlerine de yeterince zevk veremezler. Performans endişesi yani başaramama korkusu, sonuca odaklanıp anın tadını çıkaramama alışkanlığı, yeterince sevildiğinden ve kendisine değer verildiğinden emin olamama, partnerine güvensizlik ve terk edilme korkusu yaşama, vücudunun bazı bölümlerini beğenmeme, çirkin bulma nedeniyle hissedilen yetersizlik duygusu da haz alıp haz vermeyi engeller.

Daha önce cinsel bir deneyimi olmamak kadar, olumsuz deneyim yaşamış olmak, partnerinin aşalayıcı , destekten uzak, şiddet içeren yada aşırı koruyucu davranışlarına maruz kalmak da cinsel hazzı yaşama yönünde en büyük engel ve yatağa özgüvensiz girme nedenlerindendir.

Modern ,teknolojik ve iş temposu yüksek dünyanın hangi etkileri yatakta özgüvensiz ve isteksiz olmaya itiyor?

¬Uzun ve yorucu çalışma saatleri, yoğun trafik nedeniyle çok erken uyanıp , evden erken çıkmak, geç saatte eve gelmek, rekebetçi çalışma ortamının verdiği yorgunluk, uykusuzluk ve stres kişilerin cinsel hayatını olumsuz yönde etkiliyor. Sanal ortamlarda yapılan iletişim ruhsal olarak doyumlu bir duygu yaratmıyor. Çiftler bu şartlar altında birbirlerine daha az zaman ayırıyorlar ve cinsel yaşamlarını kısa zamanlara, hafta sonlarına yada tatillere sıkıştırmaya çalışıyorlar. Sıklıkla cinselliklerinden vazgeçiyorlar.

Stres, cinsel zevki yaşamanın önündeki en büyük engeldir. Çünkü cinsel arkın başından sonuna kadar yani cinsel istek ve uyarılma aşamasından orgazma kadar geçen süreçte kişinin zihninin dingin ve rahat olması gerekir. Uyumlu ve hazza dayalı bir cinsel ilişki de çifti birbirine daha çok yaklaştırır.

Toplumsal etkilere bakıldığında özgüven sorununu daha çok kadın yaşıyor diyebilir miyiz?

Özgüven hem kadının hem de erkeğin eksiklik duyabileceği bir kavramdır. Konuya cinsellik açısından baktığımızda ve toplumun bütün kesimlerini düşündüğümüzde kadınlarda özgüven eksikliğinin erkeklerden daha çok olduğunu görebiliriz. Ataerkil toplumlarda kadın cinselliği sürekli denetim altındadır. Bir kız çocuğu namus, bekaret kavramlarıyla hayatının çok erken dönemlerinde karşılaşır ve onu titizlikle koruması gerektiğini öğrenir. Karşı cinsle ilişkiler konusunda sıklıkla kaygı ve utanç duyar.

Cinsel ilgi ve davranışları kısıtlanır, cinselliğin günah ve ayıp olduğu düşünleriyle büyür. Yetişkin olduktan sonra da cinsel arzularını bastırmayı öğrendiğinden, cinsellik bir sıkıntı kaynağı olur. Cinsel ilgi ve ilişkilerinde suçluluk ve utanç vardır. Cinsel yönden özgüveni gelişmediğinden partneriyle mutlu bir cinsel birliktelik yaşayamaz. Cinselliği arzulamayan , sadece eşine cevap veren , sıklıkla cinsel şiddete maruz kalan , namus cinayetlerine kurban giden yine hep kadın olur.

Özgüveni yüksek bir cinsel yaşamda iletişimin önemi nedir?

Eşler arasında iletişim; her türlü biçim ve yolla, sözlü veya sözsüz duygu, düşünce, bilgi ve haber paylaşımıdır. Özgüvenli, cinsellik dışında da sağlıklı iletişim kurabilen kişiler, cinsel yaşamları hakkında da konuşabilirler. Arzu ve isteklerini rahatlıkla dile getirebilirler. Kendilerine nasıl davranılmasını istediklerini, nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadıklarını söyleyebilirler. Sorunları hakkında konuşabilirler. Bunları konuşurken , utanma, yetersizlik, sevgiyi kaybetme , terkedilme korkuları yaşamazlar.

Özgüveni düşük olan kişiler ise cinsellikle ilgili konuları konuşmaktan kaçınırlar yada konuşurken sıkıntı yaşarlar. Konuşulmayan konular, çözümlenmeyen ,problemler , eşler arasında kızgınlık, kırgınlık ve nefrete dönüşmeye başlar. Bu durum cinsel isteksizliğe neden olurken , ilişkinin en temel taşlarından birisi yerinden oynamaya başlar. Çift gittikçe birbirinden uzaklaşır.

İletişimde kullanılması gereken dil ve beden dili nasıl olmalıdır?

Birinin anlatmak istediği ve anlattığı şey ile karşı tarafın da anladığı aynı ise bu sağlıklı bir iletişimdir. Sağlıklı iletişimin olmazsa olmazı empatidir. Empati karşıdakinin duygu ve düşüncelerini anlamak ve bunu ona hissettirmek demektir. Kişiler kendilerini anlayan kişilere yakınlık duyarlar. Bu nedenle de anlaşılmak çok önemli bir ihtiyaçtır.

Direk karşıdakini hedef alan suçlayıcı ve yargılayıcı cümleler yerine olaylar karşısında kendi duygularından bahsetmek , karşıdaki kişinin savunmaya veya saldırıya geçişini engelleyerek anlayışlı olmasını sağlayacaktır. İmalı ve dolaylı konuşmalar yerine ne söylemek istendiği net olarak ve ben dili kullanarak anlatıldığında, beden dili ve ses tonu da buna uyum sağlayacak ve tartışmanın konusu ne olursa olsun sağlıklı bir iletişim kurulacaktır.

İlişkilerinde sevgilerini ifade eden, tutkulu, duygularını gün içinde sözle veya mesajla belirten belirten çiftler yatak odalarında daha mutlu olacaklardır. Duygusal olarak yakın olmak yanında fiziksel olarak da yakınlaşan, dokunan, öpüşen , masaj yapan, sarılan çiftlerin yaşadığı tatmin daha fazla olacaktır.

İletişimin önemi kadar , tutkuyu arttırmaya çalışmak özgüven konusunda destekçi midir?

İlişkilerde ilk zamanlardaki tutku ve heyecan zamanla azalmaya başlar ve sıradanlaşır. Bu çok doğal bir durumdur. Ancak tutkulu bir ilişkiyi sürdürmek karşılıklı çaba ister. Özgüveni yüksek olan kişi ilişkideki monotonluğu fark eder ve yeni keşifler ve maceralara atılmak için kendisini yeterli ve güvenli hisseder. Partnerinin tüm duyularına hitabeden sürprizleri , şaşırtmacaları , değişik pozisyon ve mekanları denemekten çekinmez . Sonuç olarak da daha çok arzulandığını hisseden kişinin de özgüveni desteklenmiş olur.

Peki işin içinde cinsel isteksizlik varsa? İlk önce özgüven mi tamir edilmeli, isteği arttırmaya yönelik mi çabalamalı?

Cinsel istek pek çok şeyden kolaylıkla etkilenir. Öncelikle cinsel isteksizliğin nedenleri tespit edilmeli ve bunlar üzerinde çalışılmalıdır. Hormonlarla ilgili , genel sağlıkla ilgili sorunlar varsa gereken tıbbi tedavi yapılmalıdır. Eşle ilgili bir sorun varsa çift terapisi alınabilir.

Cinsel bilgi ve tecrübe eksikliği varsa, cinsellikle ilgili sorun yaşanıyorsa bu hem cinsel isteksizliğe hem de yatak odasında özgüven eksikliğine neden olacağından bilgi ve beceriyi arttırmaya yönelik cinsel terapi alınmalıdır. Hayata ait, iş sorunları, parasal konular, yakın akrabalara ait sağlık ve ilişkisel sorunlar da cinsel isteksizliğe neden olur. Bunlarla da başa çıkma stratejileri geliştirilmelidir.

Özgüven eksikliği kişinin karşı cinsle ilişki kurmasını engelleyecek şekilde ise psikoterapi desteği alınmalıdır. Cinsel isteksizliğe neden olan özgüven eksikliğinin sebebi kişinin bedeni ile ilgili algısı ise bu konuda psikolojik desteğin yanı sıra estetik operasyonlar da düşünülebilir.

Özel anlarda daha özgüvenli hissetmek çin neler yapmalı?

Kişilerin özgüven hissi değişken olabilir. Bazı durumlarda daha azken bazı durumlarda daha fazla olabilir. Özgüvenin düşük olduğu alanlarda bazı değişikliklerle ve biraz çaba ile daha özgüvenli hissetmek mümkün olabilir.

Rahat, hoş ve güvenli bir ortam oluşturulabilir.

Bakımlı ve temiz olmak, ağız ve diş sağlığına dikkat etmek, genital temizliğe özen göstermek çok önmelidir.

Özenli ve çekici iç çamaşırları tercih edilebilir.

Cinsel bilgi ve beceriler geliştirilebilir.

Öncesinde sex ve cinsellik hakkında, istek ve arzular konusunda konuşulabilir.

Spor ve dengeli beslenmeye özen gösterilerek, fiziksel görüntü takıntıları giderilmeye çalışılabilinir.

Rahatlama ve gevşeme sağlayacak meditasyon , gevşeme egzersizleri yapılabilir.

Hoşgörülü, sabırlı, tutkulu, esnek , maceracı ve keşiflere açık olunabilir.

İyi ve özgüveni bol bir yatak odası kişinin günlük yaşamına nasıl katkılar sağlıyor?

Karşılıklı olarak özgüveni bol bir yatak odasında çiftler mutlu, haz dolu bir birliktelik içindedirler. Bu deneyim aynı zamanda onların özgüvenini yeniden canlandırdığı gibi ilişkilerini de güçlendirir. Cinsel hazza ulaşmış olan kişilerin diğer bireylerle olan iletişimi de olumludur. Cinsel haz insana pek çok yönden kendini iyi hissettirir. Stresi azalttığı gibi, kalori yaktırır . Gerginliği azaltır, rahat uyumayı sağlar. Baş ağrısını ve adet sancılarını azaltır.

Formsante Dergisi Aralık Sayısında yayınlanmıştır. İşte vajinismus hastalarının yorumları

Basın Odası Blog

Doğum Sonrası Cinsel Yaşam Sizi Korkutmasın

Doğum Sonrası Cinsel Yaşam, Doğum Sonrası Cinsellik konuları tarafıma sık sık sorulan sorulardan biridir.

Doğum Sonrası Cinsel Yaşam

Doğum Sonrası Cinsel Yaşam

Doğum sonrası dönemde fizyolojik ve hormonal değişikliklerin cinsel hayatı etkilediğinin altını çizen Kadın Hastalıkları Doğum Uzmanı & Cinsel Terapist Dr. Dilek Öcal, “Doğumdan sonra ne zaman cinsel ilişkiye girilebilir?” sorusunun yanıtını verdi.

Genel olarak lohusalık denilen doğum sonrası 6 haftalık dönemde hem vajinal doğum hem de sezaryen sonrası cinsel ilişki önerilmez. Bu dönem; sezaryen alanının, vajinal yırtıkların veya epizyotominin iyileştiği, gebelikte olan değişikliklerin emzirme dışında gebelik öncesi durumuna geri döndüğü, sıklıkla vajinal kanamanın oluştuğu bir dönemdir.

Doğumdan sonra normal cinsel yaşantıya geçiş aşaması 6. haftadan sonra yaklaşık 3-6 ay kadar sürebilir. Bu dönemde cinsel isteğin azalması, vajinal kuruluk, ağrılı cinsel birleşme ve orgazmın olmaması gibi sorunlar yaşanabilir. Vücutta gebelikte meydana gelen değişiklikler, kilo alma, kendi vücut algısının değişmesi gibi nedenler kadının kendisini daha az çekici hissetmesine sebep olabilir.

Emzirme döneminde yüksek prolaktin düzeyi cinsel isteği azaltabilir. Yine bu dönemde östrojen düzeyindeki rölatif düşme vajinal kurulukla birlikte hassasiyete ve ağrılı cinsel birleşmeye sebep olabilir. Yorgunluk ve uykusuzluk da cinsel ilişki sıklığının azalmasında çok önemli faktörlerdir.

EŞ DESTEĞİ ÖNEMLİ

Kadının cinsel uyarılması, bedensel uyarılmadan daha çok zihinsel yoldan geçer. Yorgun, uykusuz, vücuduyla ve bebekle ilgili sürekli endişe içinde olan bir kadın cinsel istek duyamaz. Bu dönemde kadının aile bireylerinden, özellikle de eşinden destek alması çok önemidir. Ev işlerinde ve bebeğin bakımıyla ilgili anneye yardım ve destek verilmesi olumsuz durumları azaltır.

İyi bir iletişimin sağlanması, kadının vücuduyla ilgili olumsuz düşünceleri yok etmesi açısından eşinin iltifatı, övgü sözleri, cinsellik dışında da yakınlaşması çok önemlidir. Böylelikle seksüel iletişimin de kurulması kolaylaşır. Gebelik döneminde ve sonraki dönemde eşler, cinselliğin sadece tam bir cinsel birleşmeden ibaret olmadığını bilmelidirler. Riskli durumlarda cinsel birlikteliğe bir süre ara verilmesi gerekse bile, dokunmak, sarılmak, öpüşmek gibi fiziksel yakınlaşmaları kesmemek, elle uyarma, sürtünme veya oral yolla uyarma yöntemlerinin kullanılması eşler arasındaki duygusal ve cinsel bağı korumak için gereklidir.

ENDİŞELERİNİZİ DOKTORUNUZLA PAYLAŞIN

Bazen doktoru izin verse bile kadın “Acaba enfeksiyon oluşabilir mi? Cinsel ilişki için yeterince iyileşmemiş olabilir miyim? Ya tekrar hamile kalırsam? Nasıl korunacağım?’’ gibi düşüncelerle cinsel hayata başlayamaz ve mutlu bir birliktelik yaşayamaz. Bu endişeler doğum sonrası yapılan doktor kontrolünde doktorla birlikte konuşulmalıdır.

31.10.2018 Hürriyet Aile’de yayınlanmıştır.

Basında yayınlanan diğer makalelerimi okumak için tıklayınız

Basın Odası Blog

Gebelikte Cinsel İlişki

Gebelikte Aylara Göre Cinsel İlişki

Gebelikte Cinsel İlişki konusunda kadınlar endişe ve kaygılar yaşayabilir. Üstelik bu kaygılar tek taraflı olmayabilir. Eşi hamile olan erkeklerde de cinsellikle ilgili kafa karışıklığının olduğu görülür. Kadın Hastalıkları Doğum Uzmanı & Cinsel Terapist Dr. Dilek Öcal, bu kafa karışıklıklarını gidermek adına gebelikte aylara göre cinsel ilişki sıklığı hakkında bilgiler verdi.

Gebelikte Cinsel İlişki

Cinsel hayat, gebelikte ve gebelik sonrası döneme göre farklılıklar gösterir. Hatta bu durum gebeliğin haftalarına göre de değişebilir. Elbette bütün kadınları gebeliklerinde yaşadıkları cinsel deneyimleri konusunda aynı kategoride sınıflandırmak doğru olmaz. Çünkü gebelikten bağımsız olarak kadının ruh sağılığında önceden var olan bir sorun, gebelikteki psikolojisini de farklı etkileyebilir. Yine aynı şekilde gebelikten önceki cinsel hayatın nasıl yaşandığı da gebelikte cinsel i̇lişki etkiler,  gebelikte aylara göre cinsel i̇lişkiyi adım adım aşağıda bulabilirsiniz.

BİRİNCİ TRİMESTER (İLK 12 HAFTA) Yapılan çalışmalara göre hamilelik döneminde kadınların %70’inde cinsel ilişki sıklığında azalma görülür, bunun çeşitli nedenleri vardır. Genellikle 1. trimester dediğimiz ilk üç ayda ciddi bulantı olması, göğüslerde duyarlılık, duygusal değişiklikler, halsizlik, uyku değişimleri, düşük olabileceği endişesi veya düşük tehdidi durumları yoğun stres oluşturur. Stres, cinsel zevkin yaşanmasının önündeki en büyük engeldir. Stresle birlikte kadında libido dediğimiz cinsel istekte azalma olabilmektedir. Libido azalması ile birlikte de vajinal kuruluk meydana gelir ve cinsel yanıt döngüsü olması gerektiği gibi tamamlanamaz.

İKİNCİ TRİMESTER (13 – 27 HAFTALAR ARASI) 2. trimester dediğimiz ikinci üç aylık dönemde, artık kadın kendini biraz daha iyi hissetmeye başlar. Gebelik durumuna alışmış, psikolojik olarak biraz daha rahatlamıştır. Sağlıklı devam eden gebelikte, bu dönemde, cinsel ilişki sıklığında artma gözlenir. Bunun sebebi cinsel organlara giden kan akımının, vajina çevresindeki kanlanmanın artmasıdır. Bu durum uyarılmayı, vajinal ıslanmanın daha iyi olmasını ve kadının kendisini daha iyi hissetmesini sağlar. Orgazm sıklığı ve orgazma ulaşabilme süresi kısalır.

ÜÇÜNCÜ TRİMESTER (27 – 41 HAFTALAR ARASI)

3. trimesterde ise vücut ve hareketler biraz daha ağırlaşır, bebek büyür, bebek hareketleri çok belirginleşir. Son haftalara doğru ödem artar, uykusuzlukla birlikte yorgunluk belirginleşir. Gebeliğin başından beri hissedilen bebeğe zarar verme korkusuna ilave olarak, doğumun tetiklenebileceği korkusuyla birlikte yine cinsel ilişki sıklığı azalır. Uygun pozisyonu bulma konusunda zorluk yaşanabilir.

GEBELİKTE CİNSELLİĞİN SAKINCALI OLDUĞU DURUMLAR HANGİLERİ?

gebelikte cinsel i̇lişki güvenilirdir ancak herhangi bir nedenle oluşan kanama, düşük tehdidi, erken doğum tehdidi, plasentanın rahim ağzına yerleştiği plasenta previa durumları ve amniyon zarının yırtılıp bebeğin suyunun geldiği durumlarda cinsel ilişki önerilmez. Bilinmesi gereken önemli bir bilgi de çoğul gebeliklerde, rahim ağzı yetersizliklerinde ve daha önce düşük ve erken doğum yapmış kişilerde cinsel ilişkinin olumsuz etkisinin gösterilmemiş olduğudur. Bu gibi durumlarda psikolojik etkilerinden dolayı kişiler kendileri cinsel ilişkide bulunmamayı tercih edebilir ya da doktorları cinsel birlikteliği önermeyebilir.

gebelikte cinsel i̇lişki bağlantısının gösterildiği tek durum enfeksiyonlardır. Normal dışı bir vajinal akıntının varlığında, idrar yolu enfeksiyon belirtisi gibi durumlar olduğunda doktor bilgilendirilmeli, gereken tedavi için tedbirler alınmalıdır. 2. ve 3. trimester dönemlerinde, büyümüş olan bebek nedeniyle karna baskı yapmayacak pozisyonların seçilmesi uygun olur.

16.10.2018 Hürriyet Aile’de yayınlanmıştır.

Basında yer alan diğer makalelerimizi okudunuz mu?

Basın Odası Blog

ADAM IN TOWN-Cinsel Sağlık Ne Kadar Önemli?

YAZI: OP. DR. DİLEK ÖCAL

TANIŞMA

Merhaba…

Bu aydan itibaren her ay sizlerle birlikteyim.

Konumuz:  Cinsel  Sağlık

Sağlıklı cinsel yaşam ve cinsel hayata dair sorunları ele alıp, sizlerden gelen soruları yanıtlamaya çalışacağım.

İçinde yaşadığımız modern iş dünyasında kariyer basamaklarını tırmanırken, belli bir yaşam standardı yakalayabilme çabası içinde, sahip olduğumuz  görev sorumluluğu, ekonomik koşullar, işte ve özel hayatta kişiler arası ilişkiler, aile, evlilik, arkadaşlık, kişilik özelliklerimiz ve pek çok durum bizi fiziksel ve ruhsal olarak zorluyor. Bütün hayatı bir koşuşturma içinde yaşarken arada nefes alınabilecek boşluklar yaratma becerisine  ne yazık ki herkes sahip olamıyor. Cinsellik de tam burada karşımıza çıkıyor. Bütün bu olanlardan etkilenerek ya cinselliğimizden tamamen vazgeçiyor, onu öldürüyoruz  ya da bazı cinsel sorunlar yaşayarak öyle yada böyle devam ettiriyoruz.  Çok azımız cinsel hazzın hayatımızdaki stresi yenme yöntemlerinden birisi olduğunu biliyor. Yani, cinsellik kişiye göre hem bir  kurban hem de bir kurtarıcı olabiliyor.

Keyifli ve tatminkar bir cinselliğin, bilimsel olarak kanıtlanmış pek çok faydası bulunuyor. Mutluluk veren bir cinsel ilişki sonrasında salgıladığımız hormonlar sayesinde vücudumuzun strese ve ağrıya karşı eşik değeri yükseliyor. Endişe, kaygı  ve stres yaratan faktörlerle  mücadele etme  gücümüz artıyor. Bu sayede ağrıyı daha az algılıyoruz. Ne komiktir ki; kadınların bir bahane olarak sığındığı ve seksten kaçma yolu olarak kullandıkları baş ağrısının da tedavisi haz dolu bir cinsel ilişkiden geçiyor. Vücudumuzda seks sonrasında gevşeme ve rahatlama yaratan hormonlar aynı zamanda bağışıklık sistemimizi de güçlendirerek enfeksiyonlara karşı direncimizi de arttırıyor. Kalp ve damar sağlığını koruyor, inme riskini azaltıyor. Düzenli cinsel hayat, kemikler üzerinde de olumlu etki yaratıyor. Kemik erimesini engelliyor. Öz güven duygusunu geliştiriyor, cildin genç ve sağlıklı olmasını sağlıyor. Uykusuzluk problemini gideriyor. Ve daha nice yararları var. Gerçekten de her  derde deva gibi, değil mi?

Üstelik bununla da kalmayıp, kendimizi ve diğer kişileri anlamamıza ve tanımamıza yardımcı oluyor. ‘’Bana cinselliğini ve fantezilerini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim‘’ cümlesi bu anlamda çok şey ifade ediyor.

Fakat çok sayıda kişi,  faydaları saymakla bitmeyen, içimizde en doğal, en ilkel dürtülerimizden olan cinselliği pek çok sebepten dolayı gerçekten olması gerektiği gibi tatminkar bir şekilde  yaşayamıyor. Erkeklerde  ve kadınlarda cinsel isteksizlik, cinsel uyarılma bozukluğu, sertleşme problemleri, vajinal kuruluk ve ağrı, erken boşalma, orgazm olamama gibi problemler oldukça sık görülüyor. Bunların yanı sıra gebelikten korunma, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma konusunda da ciddi bilgi eksiklikleri söz konusu.

Bu köşede sizlerin de önerileri ve soruları doğrultusunda,  bu konuları ele alıp kişisel mutluluğa ve sağlığa, dolaylı olarak da toplumsal mutluluk ve sağlığa katkımız olmasını hedefliyorum.

ADAM IN TOWN

Basın Odası Blog Vajinismus

6 Soruda Vajinismus Problemi ve Cevapları

6 Soruda Vajinismus Problemi konusunu Op.Dr.Dilek Öcal yanıtlıyor.

6 Soruda Vajinismus Problemi ve Cevapları

Çiftlerin  en özel  gecesini  kabusa  çevirebilen  bir korku  reaksiyonu, panik atak durumu olan Vajinismus hakkında bilginiz var mı beyler? İşin özünü Op. Dr. Dilek Öcal sizler için soru-cevap şeklinde kaleme aldı.

[toc]

Vajinismus Nedir?

Vajinanın dış 1/3 kısmındaki  pelvik  taban kaslarının istem dışı kasılması sonucunda  cinsel birleşmenin yaşanamamasıdır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise vajinismus, kadının olmasını arzu ettiği halde, penis, parmak veya başka bir objenin vajinal girişini sağlamak konusunda sıkıntı yaşaması, genellikle eşlik eden kaçınma, kas kasılmaları ve ağrı beklentisi,korkusu şeklinde tanımlanmaktadır.

Vajinismusun Görülme Sıklığı Nedir?

Ülkemizde Cinsel Tıp Enstitüsü Vajinismus Bilgi Anketi, Türkiye’de her  10 kadından birinin vajinismus  sorunu yaşamakta olduğunu göstermiştir. Vajinismusu olan kadınlar yaş, eğitim, sosyoekonomik ve sosyokültürel durum, kırsal veya kentli olma açısından belirli bir farklılık göstermezler. Bunun nedeni, cinsel eğitimin ve bilgilenmenin bireyin genel eğitim seviyesine göre değil, toplumun ve kültürün diretmeleriyle şekillenmesidir.

Vajinismusun Sebepleri Nedir?

Vajinismusun  nedenleri arasında  en sık görüleni  ‘’sevişirken acıyacak’’  korkusudur. İlk cinsel birleşmede  kızlık zarının açılmasıyla ilgili abartılı ağrı ve acı yaşayacağına, fazla kanama olacağına, patlayıp vajinasının parçalanacağına hatta hastanelik olabileceğine  ilişkin aslı olmayan korkular, penis vajina içindeyken kilitlenip kalma ve öylece hastaneye götürülme hikayeleri  sık rastlanan korku yaratan nedenler arasında sayılabilir.

Vajinismuslu Kadınlar Ne Hisseder?

Vajinismusun en temel  belirtisi ‘’o an ‘’ geldiğinde  kişinin bilinci açık olsa da kontrolünü yitirip eşini itmesi, kasılması, endişe ,korku ve kaygı duymasıdır Kişi zamanla kendisini çok mutsuz hissedip depresyon belirtileri gösterebilir. ‘’Bu durumunun sebebi tamamen benim hatam.Kocama haksızlık yapıyorum. ‘’ şeklinde suçluluk hissedebilir. Çocuk sahibi olamama korkusu da  bütün bunlara eklenir.

Vajinismuslu Kadınları Eşleri Ne Hisseder?

Vajinismus  yaşayan bir eşle birlikte olmak  kolay değildir. Vajinismuslu kadınlar görücü usulüyle evlenmemişlerse, eş veya sevgililerini otoriter ve baskıcı babalarının aksi özellikteki erkeklerden seçerler. Tencere ve kapak misali karı-koca birbirini kırmaktan aşırı derecede korkarlar. Empati yaparak  kendisini  eşinin yerine koyar  ve   onun duygu  ve düşüncelerini  anlamaya çalışırlar. Bir süre sonra da umutsuzluğa kapılmaya başlarlar. Reddedilme hissi yaşarlar. Zamanla uzaklaşmaya başlarlar.

Vajinismus Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

Vajinismus cinsel tedaviler arasında en yüz güldürücü  sonuç veren cinsel sorunlardan birisidir. Vajinusmus sorunu kişiye özeldir. Bu yüzden tedavisi de problemin kaynağına yönelik ve kişiye özel olmalıdır. Her ne kadar vajinismus kadında   yaşanan bir  problem  olsa da diğer cinsel sorunlarda olduğu gibi  bu sorun da  çiftin ortak problemi olarak kabul edilmelidir. Vajinismus tedavisinde  genellikle hiçbir cerrahi müdahale yada girişimsel işlem uygulanması gerekmez. Kadının  terapi  süresince her hangi bir ilaç kullanması  önerilmez.

Cinsel terapi planına uyulduğu sürece,umulduğundan daha hızlı ve kesin  bir iyileşme elde edilecektir. Ancak bu kişinin tedavi planına sadık  olması ve  sabırla uygulaması gerekmektedir.

YAPILMASI GEREKEN TEK ŞEY  HASTANIN  İYİ BİR REHBER OLACAK CİNSEL TERAPİSTİ BULMASI, HER ŞEYİ AÇIKÇA ANLATMASI VE  EN ÖNEMLİSİ DE  İYİLEŞME ARZUSUNUN OLMASIDIR

ADAM IN TOWN

Basın Odası Blog

Erken Boşalma

Hiç de Sırası Değil !!!

Tam olarak da durumu tanımlamayan ERKEN BOŞALMAdır.

Normal olarak en korkulan şey; erken boşalma. Düşmanınızın üstesinden gelebilmek için onu iyi tanımanız lazım.

Belki daha önce hiç cinsel ilişki de bulunmadınız ve artık bunu yaşama zamanı çıkageldi.

Ya da bir süredir görüşmekte olduğunuz kız arkadaşınızla mutluluğunuzu bedensel olarak da paylaşmaya karar verdiniz.

Belki de eşinizle çok güzel bir hafta sonu kaçamağı fantezisi oluşturup rüya gibi bir plan yaptınız.

Çok da özel durumlar hayal etmeye gerek yok…

Her şey yolunda giderken tutku ve arzuyla cinsel hazzın doruğuna ulaştığınızda HİÇ DE ZAMANI DEĞİLKEN bir anda her şey bitiveriyor. Siz  HAYAL KIRIKLIĞI, UTANÇ, ÖFKE içinde, partneriniz de benzer duygularla  öylece  kalıveriyorsunuz.

İşte bu;  halk arasında yaygın olarak kullanılan ama tam olarak da durumu tanımlamayan ERKEN BOŞALMAdır.

NEYE GÖRE ERKEN? KİME GÖRE ERKEN?

Çiftler bazen yavaş sevişmekten hoşlanırlar ve işi ağırdan alırlar. Bazen de çok tutkulu hissettiklerinde hızlı bir şekilde birlikte boşalmak isterler. Ya da erkek çok istekli olup partneri çok katılımcı olmayabilir. Bu durumda erkek bir an önce boşalmak isteyebilir. Erkeğin daha vajinaya girmeden önce ya da vajinaya girdikten çok kısa süre sonra, partnerinin  orgazm olmasından önce  boşalması olarak bilinen erken boşalma  hakkında  vurgulanması gereken nokta ; boşalma üzerinde kontrol sahibi olmak (erken veya geç), istenilen  zamanda boşalabilmektir. Dolayısıyla problemin adı erken boşalma değil denetimsiz boşalmadır. Ama konu içinde yaygın kullanım olan erken boşalma terimi kullanılacaktır.

KAÇ ÇEŞİT ERKEN BOŞALMA VARDIR?

Boşalma üzerindeki  kontrolün  olmaması  ilk cinsel deneyimlerden bu yana yoksa  buna PRİMER ERKEN BOŞALMA  denilir. Genç erkeklerde kontrolün öğrenilmesi elbette  zaman alacaktır. Bunun için düzenli bir cinsel birliktelik varsa en fazla 6 aylık süre  normal kabul edilebilir.

Öncesinde boşalma denetimi olan sonradan kontrolü bozulan durumlara da SEKONDER ERKEN BOŞALMA  adı verilir. Genellikle partner sorunları veya psikolojik problemlerle ilgilidir.

Bazı durumlarda olan bazı durumlarda olamayan erken boşalmaya da DURUMSAL ERKEN BOŞALMA  adı verilir..

ERKEN BOŞALMA NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR?

Toplumumuzda her 10 erkekten 7 sinde erken boşalma görülmektedir. Sıklıkla evlilik problemleri, cinsel isteksizlik,sertleşme problemleri yle birlikte olabilmektedir.

ERKEN BOŞALMA SEBEPLERİ NELERDİR?

Erken boşalmanın psikolojik, fizyolojik, ilaçlara bağlı olmak üzere  pek çok nedeni vardır. Gençlik yıllarında yakalanma korkusuyla yapılan mastürbasyonlar, cinsel ilişki konusunda  bilgisizlik ve tecrübesizlik, stres, yorgunluk,  depresyon, cinsellik konusunda gerçekçi olmayan beklentiler, uygunsuz ortam şartları, hastalık kapma, gebe bırakma korkusu, partnere karşı isteksizlik,cinsel uyumsuzluk, prostatit, üretrit gibi hastalıklar, penis başının aşırı hassasiyeti, bazı nörolojik hastalıklar, kullanılan bazı ilaçların kesilmesi  gibi durumlar erken boşalmaya sebep olabilirler.

Genç olmak, aşırı romantik olmak, aşırı heyecanlanmak, uzun süren cinsel  perhizden sonra cinsel ilişki kurmak, gergin ve stresli olmak, partnerin cinsel isteksizlik yaşaması gibi durumlar da erken boşalmaya yatkınlık yaratabilir. Erken boşalma yaşayan erkeklerin bazı ortak özellikleri vardır.  Sıklıkla hızlıdırlar. Hızlı yemek yerler, hızlı araba kullanırlar, aceleci ve sabırsızdırlar, hızlı konuşurlar.

ERKEN BOŞALMA TEDAVİSİNİN ANA PRENSİPLARİ NELERDİR?

Tedavide öncelikle  doğru bilgilenme ile cinselliğin fizyolojisi öğrenilir, yanlış bilinen doğrular düzeltilir. Gerçekçi olmayan beklentiler değiştirilir. İlişkisel problemler çözülmeye çalışılır.  İdeal ortam hazırlanarak gevşeme ,nefes  ve davranışsal değişim egzesizleri yapılır. Eşli ve eşsiz mastürbasyon egzersizleri, fantezi modellemesi yapılarak boşalma üzerinde denetim kurulur.

ADAM IN TOWN

Basın Odası Blog

ADAM IN TOWN-Mastürbasyon

Yazı: OP.DR. DİLEK ÖCAL

1-MASTURBASYON NEDİR?

 ‘’Masturbasyon ‘’ kelimesi  latincede  manus  ‘’el ’’ ve  turbare  ‘’rahatsız etmek ‘’ kelimelerinden türemiş ‘’elle rahatsız etmek ‘’ anlamına gelmektedir.
Günümüzde ‘’masturbasyon  ‘’ kelimesi  kadın veya erkeğin  kendi  kendine  cinsel doyuma ulaşmak için yaptığı  eylem olarak bilinmektedir. Öz doyurum  yada otoerotik aktivite de denilebilir. Kişiler bu sırada hayal güçleriyle fantezi kurabilirler veya uyarıcı olacak çeşitli cisimler kullanabilirler. 
Masturbasyon erkekler tarafından ergenliğe girildiğinde keşfedilir. Ülkemiz gibi cinsel eğitimin tam olarak verilmediği , cinselliğin ayıp, günah sayıldığı toplumlarda ise kadınların kendi bedenlerini tanımakta oldukça acemi  davrandıkları, erkeklerin de kadınların zevk noktalarını bilmekten yoksun oldukları dikkati çekmektedir.


2-TARİHTE MASTURBASYON  TOPLUMLARDA NASIL GÖRÜLMÜŞTÜR?

 
Masturbasyonun tarihi çok eski zamanlara dayanmaktadır. Yukarıdaki  figür milattan önce 6000-4000 yılları arasına dayanır  ve erkek masturbasyonunu  resmeder. Tarih öncesi devirlerde, antik  Mısır  ve antik Yunan’da  masturbasyon kutsal sayılıyordu. Tek tanrılı dinlerle birlikte masturbasyon yapılmaması  gereken  kötü bir şey olarak  görülmeye başlanmıştı. Tam da bu dönemlerde  Uzak Doğu’da Kamasutra, Tantra gibi cinsel felsefi  bakış açıları hakimdi.


3-MASTURBASYONUN PSİKOSEXÜEL  GELİŞİMDEKİ YERİ NEDİR?


Masturbasyon;  hayatın  bebeklik, çocukluk, ergenlik ve erişkin çağlarının hepsinde  karşımıza çıkar.
Yenidoğan döneminde ağız mukozası  haz organıyken  zamanla bebeğin vücudunu ve kendisini  tanıma çabaları içinde fallik dönemde cinsel organlara karşı ilgi artar.Bu süreçte çocuklar cinsel kimlik geliştirmektedirler  ve  cinsel organlarına dokunduklarında zevk aldıklarının farkına varırlar. Bu dönemde yapılan mastürbasyon cinsel  gelişimin doğal bir gereğidir. Merak ve keşfetme duygusu hakimdir. Çocuğun çok sık ve her durumda mastürbasyon yaptığı  gözlendiği durumlarda aile içi ilişkilerin  gözden geçirilmesi  gereklidir. 

Ergenlikle birlikte cinsel kimlik  şekillenirken  sex hormonlarının artmasıyla birlikte cinsel meraklar, uyarılmalar  başlar. Cinsel istek ve uyarılmanın artmasıyla birlikte mastürbasyon sosyal  ve ahlaki kurallara uyum sağlama çabasındaki ergen için iyi bir rahatlama yoludur. Bu dönemde yakalanma korkusuyla , suçluluk  ve günahkarlık duygularıyla yapılan mastürbasyonlar ileri yaşlarda erken boşalma başta olmak üzere değişik cinsel sorunlara yol açabilmektedir.
Erişkin yaşamda da  mastürbasyon  sağlıklı bir cinsellik içinde yerini alır. Düzenli bir ilişkisi olan veya evli kişilerinde mastürbasyon yapmaları normaldir. Ancak mastürbasyon eşle birlikte olmaya tercih ediliyorsa o zaman  sorun olarak algılanmaya başlar.


5-MASTURBASYONLA İLGİLİ MİTLER ( doğru bilinen yanlışlar) NELERDİR?


Halk arasında mastürbasyonla ilgili oldukça fazla doğru bilinen yanlışlar vardır. İşte bunlardan bazıları:
-Masturbasyon  kirli  ve zararlıdır.
-Masturbasyon  yapmak sivilce yapar.
-Masturbasyon cinsel isteği  ve gücü azaltır.
-Masturbasyon körlük, sağırlık ve kısırlık yapar gibi.


6-MASTURBASYONUN YARARLARI NELERDİR? SIK MASTURBASYON YAPMAK ZARARLI MIDIR?


Masturbasyon gelişim sürecinde cinselliğin öğrenilmesine , bedenin  tanınmasına , orgazm olmayı öğrenemeye  olanak sağlar. Kimseye zarar vermeden cinselliğin yaşanmasına müsaade eder. Kişinin rahatlamasını sağlar. Özellikle partneri olmayan kişilerin tatmin olması için önemlidir. Kişinin özgüvenini  sağlaması açısından da önemlidir.
Masturbasyonun  aşırıya kaçılmadığı sürece  bedensel  ve ruhsal kötü bir etkisi yoktur.  Aksine rahatlamayı ve gevşemeyi sağlar. Sağlıklı  ve genç insanlar için her gün mastürbasyon yapmanın sakıncası yoktur. Ancak aşırıya kaçıldığı taktirde spor yapma , kendini çalışmaya verme gibi dikkati ve enerjiyi başka alanlara kaydırmak uygun olur. Cinsel dürtüler mastürbasyonla da tatmin edilemiyorsa  duygusal bir temele dayalı  bir ilişki kurma zamanı gelmiştir.
                                                                                                                                   
.Dr.DİLEK ÖCAL
ADAM IN TOWN

Basın Odası Blog Vajinismus

Her 10 Kadından Biri Vajinismus Sorunu Yaşıyor

Vajinismus, çiftlerin en özel zamanlarını kabusa çevirebilen bir korku reaksiyonu, panik atak durumudur. Her 10 kadından birinde görülebilen Vajinismusun görülme sıklığı kültürel yapılara göre farklılıklar gösterse de, en önemli sebep cinsellik konusunda bilgisizlik ve bu bilgisizlikle gelen korkudur. Op. Dr. Dilek Aytekin Öcal, Vajinismus tedavisi hakkında bilgi verdi.

CİNSELLİK KONUSUNDA KAPALI FİKİRLİLİK VAJİNİSMUS NEDENİ

Vajinismus probleminin evliliğin devamını tehlikeye soktuğunu belirten Öcal, her 10 kadından birinin bu problemi yaşadığına dikkat çekti: “Vajinanın pelvik taban kaslarının istem dışı kasılması sonucunda cinsel birleşmenin yaşanamaması durumu olan vajinismus, evliliğin cinsel birleşme ile tamamlanması gerçeği ile tedaviyi zorunlu hale getirmektedir. Aslında cinsellikle ilgili çok farklı sorunlar yaşansa da bu durum, evliliğin devamını tehlikeye soktuğu ve çocuk sahibi olmayı engellediği için tedavi merkezlerine başvuran hastalar arasında vajinismus hastaları önemli bir oran oluşturmaktadır.

Vajinismus görülme oranı cinsellik konusuna kapalı olan toplumlarda, bilgi sahibi olan eğitimli toplumlara göre daha yüksektir. Cinsel Tıp Enstitüsü Vajinismus Bilgi Anketi’nin son verileri ülkemizde yaşayan her 10 kadından birinin vajinismus sorunu yaşadığını göstermektedir. Bilinmeyen şeyler korkuya neden olur. Cinselliğe dair eğitimin yeterli olmadığı toplumlarda olduğu gibi cinselliğe ait bilgisizlik, cinsel organların yerinin ve yapısının bilinememesi bile tek başına vajinismusa neden olabilir.”

MÜKEMMELİYETÇİ KİŞİLERDE SIK GÖRÜLÜYOR

Vajinismus nedenleri arasında en sık görülenin acı çekme korkusu olduğunu vurgulayan Dr. Öcal, zorla evlendirilme, eşini sevmeme, eşle yaşanan sorunların da vajinismusa yol açtığını söyledi. Mükemmeliyetçi kişiliklerde kontrolü kaybetme korkusuyla birlikte vajinismus görülme sıklığının arttığını belirten Öcal, sorunun tedavisi hakkında şu bilgileri verdi:

“Vajinismus tanısını, vajinal muayene olup olmamakla belirlemek doğru değildir. Vajinismus olan kadınlar bacaklarını kapatma, kendini geri çekme gibi davranışlar gösterirler; ancak jinekolojik muayene olabilen sadece penis girişine izin vermeyen kadınlar da olabilmektedir. Bununla birlikte cinsel ilişkide bulunabilen; fakat vajinal muayene olamayan vajinismus hastaları da olabilmektedir.

YANLIŞ UYGULAMALAR TEDAVİYİ ZORLAŞTIRABİLİR

Vajinismusla ilgili yeterli bilgi ve deneyimi olmayan profesyonellerin; tedaviyi zorlaştıracak, kişilerde hayal kırıklığı yaratacak ya da gereksiz müdahalelere yönlendirerek maddi ve manevi zarar görmelerine neden olacak sözleri ve uygulamaları olabilmektedir. Anestezik kremlerin kullanımı, ilişki sırasında sarhoş olma, genel anestezi altında cinsel birleşme ve vajinaya botoks uygulanma gibi öneriler vajinismus için önerilmeyen tedavi uygulamalarıdır.

TEDAVİ KİŞİYE ÖZELDİR

Vajinismus sebebe yönelik uygun bir tedavi tekniği ile adım adım çözülmelidir. Vajinismus cinsel tedaviler arasında en yüz güldürücü sonuç veren cinsel sorunlardan birisidir. Vajinismus sorunu kişiye özeldir. Bu yüzden vajinismus tedavisi de problemin kaynağına yönelik ve kişiye özel olmalıdır.”

KADININ DEĞİL ÇİFTİN ORTAK PROBLEMİ OLARAK GÖRÜLMELİ

Öcal, vajinismusun her ne kadar kadında yaşanan bir problem olsa da diğer cinsel sorunlarda olduğu gibi bunu çiftin ortak problemi olarak görmek gerektiğini söyledi. Eşin desteğini almanın tedaviyi kolaylaştıracağını vurgulayan Öcal, “Eşin desteğini almak tedavi süresini de kısaltacaktır. Vajinismus tedavisinde genellikle hiçbir cerrahi müdahale, girişimsel işlem uygulanması gerekmez. Yapılması gereken kişinin kendisine iyi bir rehber olacak cinsel terapisti bulması ve cinsel terapi planını uygulamasıdır. Önerilen terapi planına sadık kalındığı sürece hızlı ve sağlıklı bir iyileşme elde edilecektir. Kişinin cinsel terapistine her şeyi açıkça anlatması ve en önemlisi de iyileşme arzusunun olması tedavide en önemli kuraldır. Terapi süresince tedavi için herhangi bir ilaç kullanması da önerilmemektedir” şeklinde konuştu.

HABER TÜRK

Basın Odası Blog Vajinismus

Vajinismus Tedavi İlkeleri

vajinismusVajinismus, kadınlarda sıkça rastlanılan bir cinsel problemdir. Cinsel tedaviler arasında, sonucu en iyi alınan problem Vajinismusdur. Vajinismus tedavileri, hastanın durumuna göre değişkenlik gösterir. Psikolojik terapiler ile tedavi edilen Vajinismus, ortalama 3 ya da 7 seansta sonlanmış olur. Hastalar, seansları ve seans aralıklarını kendileri belirler. Esnek bir tedavi planı uygulanır. Vajinismus tedavi sürecinde bazı ilkeler vardır. Bu ilkeler şöyledir;

1- Vajinismus muayenesi yapılmadan önce yorumda bulunmak olumsuz etki yapar

Vajinismus muayenesi psikolojik tedavi uygulanmadan önce, fiziksel bazı hastalıkların da olup olmadığına yönelik bir araştırma gerektirir. Fiziksel muayene esnasında kadının canı acıtılmaz, korkutulmaz ve kendisine de yöneltilen sorular ile problemin kaynağına inilmeye çalışılır.

2- Vajinismus yalnızca kadının değil, çiftin ortak sorunudur

Vajinismus tedavisi esnasında yalnızca kadına yönelik psikolojik tedavi uygulanmaz. Tedaviye kadının partneri de dahil edilmelidir. Kadın suçlanmamalı, ortada bir problem varsa çift bu problemi beraber çözmeye çalışmalıdır. Eşin desteği olmadan uygulanan tedavi, başarıya ulaşamayabilir. Kadın eşinden destek alırsa tedavi süresi kısalır.

3- Vajinismus tedavisinde partnerler bulunmazsa sonrasında sorunlar gelişebilir

Vajinusmus tedavisi boyunca, kadının partneri yanında bulunmalıdır. Aksi durumlarda, tedavi sonrasında erkekte cinsellikten soğuma, kadından uzak durma isteği, sertleşme sorunu meydana gelebilir. Kadının eşinin, tedavi boyunca yanında bulunması bu ve buna benzer birçok neden yüzünden oldukça önemlidir.

4- Vajinismus tedavisi gören kadın süreç boyunca ilaç kullanmamalıdır

Vajinismus tedavisi esnasında kadının başka bir ilaç kullanılması önerilmez. Her ilacın yan etkisi  vardır. Bu yan etkiler göze alındığında, tedavinin olumsuz etkilenmesi kaçınılmazdır. Psikolojik tedaviler esnasında vajinismus tedavisi gören kadın, kullandığı diğer ilaçları bırakmalıdır.

5-  Vajinismus tedavi planına uyulduğu sürece en kolay çözülen cinsel problemdir

Vajinismus, cinsel problemler arasında en kolay çözülen sorundur. Fakat bunun için, tedavi gören hastanın ve hastanın partnerinin tüm önerilere birebir uyması gerekmektedir. Kişinin, doktorun tüm söylediklerini yapması ile beraber daha hızlı ve kesin bir sonuç alması sağlanmaktadır.